22 Temmuz 2013 Pazartesi

Arkadaşımın babası

O zamanlar biraz daha gençtim. Okuldan bir arkadaşım vardı ama pek yakın değildik merhaba merhaba ancak o kadarlık. Derken bir gün babası arabayla onu almaya geldiğinde o güne dek gördüğüm en yakışıklı, en seksi erkeği görmüş oldum. Dolayısı ile o çocukla  arkadaşlığımı ilertletmek için sebeb oldu :) oysa Çocuk bilse babası için öyle arkadaşlık yaptığımı bana küserdi..
Neyse gel zaman git zaman artık ben bu arkadaşlık bahanesiyle evlerine girip çıkar oldum. Uzak bir semtte oturmalarına rağmen dersmiş kitapmış diye giderdim. her gittiğimde kesinlikle arkadaşımın babasına işveli bir selam verip onu nasıl deliler gibi arzuladığımı belli etmeye çalışırdım ama sadece ona... yoksa arkadaşım anlasa kıyameti koparırdı.
Aslında arkadaşımın babası karısından boşanalı 3 yıl olmuş ve ciddi anlamda sex açlığı çeken bir erkekti. orta yaşlarda sakallı hafifi göbekli, kıllı iri yapılı bir erkekti. maço konuşmaları kıllı gögsü ve göbeği  esmer teni, sakalı herşeyi ile sex kölesi olabileceğim tipteydi. onun bu yalnız gecelerine güzel bir fantezi olmayı çok istiyordum.



3 aydır ne kadar ona karşı belli etmeye çalışsamda o beni ya hiç anlamıyordu, hiç bir şekilde bana ilgi göstermediğine göre aklına benim ilgim ve sex kölesi olma isteğim hakkında bir düşünce gelmemişti.

nihayet bir gün, arkadaşım turvuva maçları için 3 günlük şehir dışına okul klupleri gezisine gittiği zaman evde tek başına kalacak babasına gitme fırsatı buldum.
Akşam saatlerinde kapılarının zilini çalıyordum ama akşamı nasıl ettim bekledim bir de bana sorun içinde bir heyecan halen hissedebiliyorum. Neyse kapıyı tabi ki babası açtı. üzerinde yaz sıcağından evde bunalmış her adam gibi bir atlet bir  kısa şort vardı. O an onu deliler gibi yalamamak her kılını öpmemek için kendimi zor tuttum.
Bana " oğlum evde yok okul maçı gezisine izmite gitti" dedi. ben zaten biliyordum ama bilmezliğe verip "aaaa 2 gün okula gidemedim haberim yoktu" dedim. içeri girmenin bir bahanesini arıyordum ki aklıma birden geçen hafta odada ders çalışırken bıraktığım yardımcı kitaplar geldi. " ama benim geçen hafta ders çalışırken odada bıraktığım yardımcı kitaplara ihtiyacım var o getirecekti bize getirmeyi unutmuş alabilirmiyim" dedim.
Oda arka tarafta banyo ve tuvalete karşı bölümdeydi. herzaman bildiğim girdiğim oda zaten :)

Önce biraz kararsız kaldı ama "iyi gir al yerini sen biliyorsun madem ki" dedi. böylece nihayet eve girebilmiş hayalimin erkeği ile başbaşa kalabilmiştim. :) yüzsüzlük değilmi girmişken tuvalete de uğrayıverdim daha ayrıntılı düşünebilmek için vakit kazanmak ve bu arada deliğimi iyice temizlemek için...

çözümü bulmuştum, odaya girince pantolonumu lekeleyecek ve sonrada yıkama bahanesiyle çıkarıp banyoda yıkar gibi yaparak parlak sermayemin güzelliğini gösterecektim. aynen yaptım ve banyoda iken halen neden işimi bitirmediğimi bir kitabı bulup çıkamadığımı merak eden arkadaşımın babası önce odaya geldi sonra banyoda ki su sesine banyo kapısını açtı. ben üzerimdeki daracık ve kısacık tişörtüm dışında çırılçıplaktım çünkü o gün bilerek altıma külot felan giymemiştim. yusyuvarlak, tüysüz pembe kalçalarım tamamen açıkta ve ben domalmış bir şekilde pantolonu temizlemeye çalışıyor haldeydim. bilerek sanki onun geldiğini duymamış gibi işime devam ettim o kapıda sanırım bir kaç dakika ne yapacağını bilemeden beni seyrediyordu.

böyle güzel bir domalmış götün karşısında her sağlıklı erkek ister istemez hemen oracıkta sikmek isterdi. ve arkadaşım babası 3 yıldır duldu. tahminimce iki seçenek arasında çelişkide kalmıştı. eğer orada beni sikecek olsa ben oğlunun arkadaşıydım laf söz olabilirdi yada sapıklık sayılabilirdi korkusu vardı  içinde ama öte yandan abazanlığına da karşı koyamıyordu.

"napıyorsun sen orda!" diye sert bir ses tonuyla karasızlığından çıktı. anladım ki bu iş buraya kadar getirmişken bile zor olacak. irkilmiş gibi yaparak ona doğru döndüm. kekeliyormuş gibi " şeeey pantolona kalem lekesi bulaştı hazır su bulmuşken çıkartabilirmiyim diye temizliyordum" dedim.

"altına bişey giymiyormusun sen" dedi yine aynı sert emredici bir sesle.. " valla bu sıcaklarda giysem apış aram yara oluyor giymiyorum" dedim. ama bu arada gözüm onun çadır olmuş şortundaydı. demek ki çok etkilenmişti aslında yarağı kuduruyordu benim için.

ama arkasını döndü gitti salona.. orada öylece kalakalmıştım. beni sikmesi için daha ne yapmalıydım bu adama ya... diye söylendim.

neyse pantolonu askıya asıp mutfağa su içmeye bahanesiyle çıktım . halen  pasparlak, yusyuvarlak pembe kalçalarım meydanda dolaşıyordum evin içinde. salondan oturduğu yerden beni görebiliyordu.

"soğuk suyunuz kalmamış mı" diye ondan halini anlayacak bir ipucu cevabı almak için sordum. baktım  balkonun kapısını ve salonun perdelerini kapatıyor beni sikecek hazırlık yapıyor diye gülümsedim içinden.
tam mutfaktan çıkacaktım ki birden o iki metre boyu ile iri cüssesiyle kapının önüne dikildi.

beni omuzlarımdan tutup aşağıya doğru itti. " canın yarak mı istiyor senin küçük ibne" diye maço bir şekilde resmen kükredi. bir eliyle de zevk suyu ile ıslanmış şortunu sıyırıyordu.
o kıllı göbeği, kalın kıllı bacakları arasında dolu dolu morarmış büyük taşşakları ve demir gibi sertleşmiş damarlı kalın yarağı meydana çıktı. yarağı o kadar kalındı ki benim bileklerimden bile kalındı. taşşaklarının kokusu terli gerçek erkek kokusuydu ve bu anı görmek ve koklamak benim için o güne dek yaşayabildiğim en büyük zevkti.
Derken eliyle çenemi sıkıca kavradı "aç hadi şu amcık ağzını, önce ağzını sikeyim döllerimi yutturayım sonra ikinci posta götünü oyucam" dedi.
ben ise sadece " senin kölenim sex oyuncağınım kocacım" diyebildim çünkü sonrasında ağzıma zorla sığdırmaya çalıştığı yarağı vardı. gırtlağıma kadar alabildiğim yarağın ağzımı yırtacağını hissettim bir an boğulur gibi oldum. çıkardı biraz nefes almama izin verirken " noldu aylardır istediğin bu değilmiydi yarrak yarrak diye bana yapmadığın orospuluk kalmamıştı" dedi. anladım ki meğerse ona bunca zaman yaptığım cilvelerimin farkındaymış. Yine maço haliyle "ilkinde erken boşalırım dölüllerimi ziyan etme yutabildiğini yut yutamadığını yüzüne sür" diye emretti. Gerçektende boğazımı, kulaklarımı, çenemi, saçlarımı  sıkı sıkı kavrayıp arada bir tokat atıp yüzüme tükürüken 30-40 defa sokup çıkartmışken boşalmaya başladı.
"amına koyduğumun piçi beni nasıl boşalttın gördün mü aynısından götünün deliğine de fışkırtacağım" diyerek bazende "amcık ağızlı yut döllerimi götveren" diyerek o kalın damarlı yaraktan belki 2 avuç taze ve bembeyaz döllerini yüzüme ağzıma burnuma heryerime akıttı.
sonra inmekte olan o etli sikini başıma sürüp temizleyerek beni itip salona gitti. kendimi gerçekten böyle güçlü maço ve iri yapılı erkeğin malı gibi hissetmiştim.efendime güzel hizmet etmiş onu zevkle boşaltabilmiştim.
gidip banyoda bu sefer yüzümü başımı yıkadım üstümdeki tişörtü çıkarıp tamamen çıpla kılsız halde salona geldim.
Bana "senin ne işin var burda git ağzını siktirdiğin yerde bekle ikinci posta gelecek" diye emir verdi. hemen arkamı döndüm ve mutfağa gittim. ama içerden dediklerini duyuyordum. "amına koduğumun pisliği , deliriyordun yarrak diye al sana yarrağın kralı gelcek" diyordu. gerçekten de halen bile öyle bir yarrak görmedim. kalın damarlı. ama dahası o sakallı maço yüzü kıllı iri vucudu, ve seksi erkeksi konuşmaları hepsiyle gerçek erkekti.
nihayet bir 10-15 dakika sonra " götünü oyacağım senin bir daha bakalım yarrak isteyecek misin, şerefsiz homo" diyerek oturduğu yerden kalktı mutfağa doğru gelmeye başladı. mutfağın kapısında ben yerde otururken "kalk ulan yavşak ibne duvara dön aç bacaklarını" diye emretti. hemen dediğini yaptım.  boyu neredeyse benim iki katımdı. bir koluyla boynumdan tuttu arkama geçip bir eliylede kalçalarımı ayırdı. tam deliğimin ucunda o kalın sert yarağının başını hissedebiliyordum.
"bağırısan tokatı basarım tamam mı" demesiyle bütün ağırlığı ve gücüyle abandı. daracık deliğim ve küçük kalçalarım 100 kilo 2 metre bu kıllı erkeğin gücüne karşı koymaya çalışıyordu ama istse bile o dev gibi aleti o delikten kolayca geçemezdi. sonradan elimde olmadan çığlık atmışım.arkadaşımın babası hem sesimi çıkartmama hemde yarrağını sokamadığına sinirlenip beni yüzyüze gelecek şekilde çevirdi.
o kalın çatık kaşları, gür bıyıkları gördüğüm son şeydi sonrasında "yarrak hastası piç" dediğini ve tokatladığını hatırlamıyorum bile.

kendimi kanapenin üzerinde buldum ayılırken. meğerse bayılmışım. baktım birisi tatlı tatlı başımı okşuyor kolonya koklatıyor. Arkadaşımın babası meğerse bayılınca beni o güçlü kollarıyla tutmuş hemen getirip yatırmış. gülümüsüyor. "ayyy dedim ben aşık olurum böyle adama" çok sevimli gülümseyip "korkma yavrum oyun oynuyorduk biz" dedi. bende kıkırdadım :) " şimdiye dek oynadığım en güzel oyundu, hadi bir daha oynayalım lütfeeeeen" dedim.
ama "yok güzelim biraz dinlen sonra yine oynarız nasılsa saatler bizim" dedi. O maço sert adamın böyle sevgi dolu olabileceği aklıma gelmezdi. " kimseye söylemem ama bir defalığına değil artık hep seninle takılmak sadece sana hizmet etmek istiyorum senin kölen olmak her istediğinde sadece seni mutlu etmek istiyorum aramızda sır olarak kalsın" dedim.
yine bana tatlı tatlı gülümseyip başımı okşadı ve uzun uzun dudaklarımdan öptü. "olur yavrum bende biliyorsun ne zamandır yalnızım bu bizim gizli zevkimiz olsun" dedi.

sonraki günler yarım kalan oyunumuza fırsat buldukça devam ettik  o yıl boyunca sadece onun oldum ve beni istediği gibi kullandı. onun sex oyuncağı olmak yaşadığım en güzel şeylerden biriydi.
ha bu arada yarrakların kralı o bilek gibi damarlı siki hem doyasıya emdim hemde rahat rahat alabilir hale geldim. hatta ayakta kucakta her pozisyonda kütlete kütlede sikebiliyordu  beni :)